Türkiye hukukunda yapay zeka, teknoloji ve dijital dönüşüm

Yapay Zeka ile Hukuk Arasında Doğan Yeni Kavramlar

Yapay Zeka ile Hukuk Arasında Doğan Yeni Kavramlar: Dijital Dönüşümün Hukuki Alfabesi

Yapay Zeka ile Hukuk Arasında Doğan Yeni Kavramlar

Teknoloji dünyasının en büyük devrimi olan yapay zeka (YZ), sadece mühendislik ve veri bilimiyle sınırlı kalmayıp, toplumun en köklü kurumlarından biri olan hukuk sistemini de kökten değiştiriyor. Artık mahkeme salonlarında sadece kanun kitapları değil, algoritmaların adaleti ve dijital haklar konuşuluyor. Bu değişim, hukuk literatürüne daha önce duymadığımız ya da anlamı tamamen değişen birçok yeni kavram kazandırdı.

Bu yazıda, yapay zeka ile hukuk arasında doğan yeni kavramları, bu kavramların gelecekteki önemini ve dijitalleşen adalet sistemindeki yerini detaylıca ele alacağız.

1. Algoritmik Hesap Verilebilirlik (Algorithmic Accountability)

Yapay zeka sistemlerinin verdiği kararların arkasındaki mantığın açıklanabilir olması, modern hukukun en büyük tartışma konularından biridir. Bir algoritma kredi başvurunuzu reddettiğinde veya bir ceza davasında risk analizi yaptığında, bu kararın hangi kriterlere göre verildiği sorgulanabilir olmalıdır.

Algoritmik hesap verilebilirlik, sistemin tasarımcılarının veya kullanıcılarının, yapay zekanın sonuçlarından sorumlu tutulması prensibidir. Hukukta “kara kutu” (black box) sorunu olarak bilinen bu durum, şeffaflık yasalarıyla çözülmeye çalışılmaktadır. Gelecekte, avukatların sadece müvekkillerini değil, müvekkillerine karşı kullanılan algoritmaların mantığını da savunması veya çürütmesi gerekecektir.

2. Dijital Kişilik ve Elektronik Ajanlar

Mevcut hukuk sisteminde “gerçek kişi” ve “tüzel kişi” olmak üzere iki ana kategori bulunur. Ancak gelişmiş yapay zeka modelleri ve otonom robotlar, bu kategorilere sığmıyor. Avrupa Parlamentosu’nun geçmiş yıllardaki raporlarında da tartışılan “Elektronik Kişilik” kavramı, yapay zekanın hak ve borç sahibi olup olamayacağını sorgular.

Bu kavram kapsamında:

  • Yapay zekanın yaptığı sözleşmelerden kim sorumludur?
  • YZ bir sanat eseri üretirse telif hakkı kime aittir?
  • Otonom bir aracın yaptığı kazada tazminatı kim öder?

Bu sorular, “Elektronik Ajan” kavramını doğurmuştur. Yapay zeka, bir kişi değilse bile, belirli sınırlar dahilinde hukuki işlem yapabilen dijital bir temsilci olarak tanımlanmaktadır.

Yapay Zeka ile Hukuk Arasında Doğan Yeni Kavramlar

3. Tahminleyici Adalet (Predictive Justice)

Hukukta “tahminleme” artık sadece bir olasılık değil, bir yazılım hizmetidir. Tahminleyici adalet, geçmiş mahkeme kararlarını analiz ederek benzer bir davanın sonucunun ne olacağını önceden kestiren sistemleri ifade eder.

Bu durum avukatlar için strateji belirleme kolaylığı sağlasa da, beraberinde “önyargıların aktarılması” riskini getirir. Eğer geçmiş kararlar belirli azınlıklara karşı ayrımcıysa, yapay zeka bu ayrımcılığı öğrenir ve gelecekteki kararları da bu doğrultuda şekillendirir. Bu noktada hukukçuların görevi, algoritmik adaletsizliğin önüne geçmektir.

4. Akıllı Sözleşmeler (Smart Contracts) ve Otonom Hukuk

Blockchain teknolojisiyle birleşen yapay zeka, Akıllı Sözleşmeler kavramını hayatımıza soktu. Klasik kağıt üzerindeki sözleşmelerin aksine, bu sözleşmeler kendi kendini yürüten kod parçacıklarıdır.

Örneğin, bir ürünün teslimatı onaylandığında ödeme otomatik olarak yapılır. Burada artık bir icra dairesine veya aracıya gerek kalmaz. Hukukçular için yeni olan durum ise “Kod Kanundur” (Code is Law) prensibidir. Kodda bir hata olduğunda hukuki boşlukların nasıl doldurulacağı, hukuk bürolarının yeni uzmanlık alanı haline gelmektedir.

Yapay Zeka ile Hukuk Arasında Doğan Yeni Kavramlar

5. Yapay Zeka Etiği ve “Human-in-the-Loop”

Hukuki süreçlerin tamamen makinelere devredilmesi, adalet duygusunu zedeleyebilir. Bu yüzden “Human-in-the-Loop” (Döngüde İnsan) kavramı, kritik kararların her zaman bir insan denetiminden geçmesi gerektiğini savunur. Yapay zeka bir taslak hazırlayabilir, veri analiz edebilir ancak son kararı veren makamın bir insan (hakim, savcı veya avukat) olması, hukuk güvenliğinin temel taşı olarak kabul edilmektedir.

6. Veri Egemenliği ve Unutulma Hakkı 2.0

Yapay zekanın en büyük yakıtı veridir. Kişisel verilerin korunması (KVKK ve GDPR), yapay zeka çağında boyut değiştirdi. Artık sadece verinin saklanması değil, yapay zekanın bu veriden “öğrenmesi” de bir sorun teşkil ediyor.

Eğer bir yapay zeka modeli sizin verinizi kullanarak eğitildiyse ve siz daha sonra “unutulma hakkınızı” kullanmak isterseniz, o yapay zekanın beyninden sizin verinizin çıkarılması (Machine Unlearning) teknik ve hukuki bir zorunluluk haline gelmektedir. Bu, hukuk dünyasında “Veri Egemenliği” kavramını her zamankinden daha önemli kılıyor.

7. Siber-Hukuk ve Algoritmik Önleme

Eskiden hukuk, bir olay olduktan sonra devreye girerdi (reaktif). Yapay zeka ile birlikte hukuk “proaktif” bir yapıya bürünüyor. Algoritmaların suç işlenmeden önce risk analizi yapması veya telif hakkı ihlallerini anında durdurması, hukuk literatüründe “Algoritmik Önleme” olarak adlandırılıyor. Bu durum, bireysel özgürlükler ile toplumsal güvenlik arasındaki dengenin yeniden yazılmasına neden oluyor.

Yapay Zeka ile Hukuk Arasında Doğan Yeni Kavramlar

Sonuç: Geleceğin Hukukçusu Bir Veri Analisti mi Olacak?

Yapay zeka ile hukuk arasında doğan bu yeni kavramlar, adalet sisteminin artık sadece tozlu raflarda değil, bulut sunucularda ve karmaşık kod bloklarında şekillendiğini gösteriyor. Avukatlar, hakimler ve hukuk öğrencileri için sadece kanun maddelerini bilmek yeterli olmayacak; algoritmaların çalışma mantığını kavramak ve dijital hakları savunmak bir zorunluluk haline gelecektir.

Hukukta yapay zeka dönemi, adaleti daha hızlı ve erişilebilir kılma potansiyeline sahip olsa da, bu yeni kavramların etik ve insan hakları çerçevesinde doğru tanımlanması şarttır. Unutulmamalıdır ki; teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, adaletin özü insan vicdanıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir