Türkiye hukukunda yapay zeka, teknoloji ve dijital dönüşüm

Türkiye’de Legal Tech

Türkiye’de Legal Tech Nereye Gidiyor? 

Türkiye’de Legal Tech

Son yıllarda Legal Tech pazarı, Amerika ve Avrupa’da milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşmış durumda. Tartışma artık “kim yapıyor”dan çok, “nasıl ölçekleniyor” sorusu etrafında dönüyor. Hukuk gibi geleneksel bir alanda teknoloji üretmenin asıl sınavı da tam olarak burada başlıyor.

Türkiye’de Legal Tech

Türkiye’de ise hukuk teknolojileri pazarı henüz erken aşamada. Süreç, büyük ölçüde ChatGPT gibi genel amaçlı yapay zeka araçlarının dilekçe yazımı ve metin üretimi için kullanılmaya başlanmasıyla görünür hale geldi. Bunu, hukuka özel yapay zeka asistanları geliştiren yerli yazılım girişimleri izledi. Ancak bu çözümlerin önemli bir kısmı, hukukun gerçek iş yükü ve karmaşıklığıyla temas etmekte sınırlı kaldı.

Bu tablo, Avrupa ve Amerika’daki gelişmelerle karşılaştırıldığında daha net görülüyor. Harvey ve Legora gibi girişimler, yalnızca metin üreten araçlar sunmak yerine, hukukçuların çalışma biçimine entegre olabilen sistemler geliştirerek pazarı farklı bir noktaya taşıdı. Türkiye’de ise benzer bir derinlikte ürün sayısı oldukça sınırlı.

Bu bağlamda Apilex örneği, Türkiye’deki Legal Tech ekosisteminde dikkat çeken vakalardan biri olarak öne çıkıyor. Bir avukat, bir yazılımcı ve bir yatırımcının birlikte geliştirdiği bu girişim, daha ilk günden itibaren yalnızca yerel bir ihtiyaca değil, Avrupa pazarına uyumlu bir yapıya odaklandı. Şirketin kısa sürede yurt dışına açılması, tek başına bir büyüme hamlesinden çok, Türkiye’den çıkan hukuk teknolojilerinin nasıl ölçeklenebileceğine dair de somut bir örnek sunuyor.

Legal Tech alanındaki bu dönüşüm, aynı zamanda yeni meslek tanımlarını da beraberinde getirdi. “Legal engineer” (hukuk mühendisi) kavramı, hukuki bilgi ile yazılım ve sistem tasarımını bir araya getiren yeni bir uzmanlık alanı olarak ortaya çıktı. Buna rağmen kamuoyundaki tartışmalar hala iki üç yanlış varsayım etrafında dönüyor: “Yapay zeka avukatların yerini alacak” ya da “Hukukta yapay zeka olmaz.”

Türkiye’de Legal Tech

Oysa sahadaki gerçeklik çok daha farklı. Yapay zeka, avukatın ya da savcının yerine geçen bir aktör değil hukuki bilgiyi daha hızlı analiz edebilen, çok sayıda belge ve içtihadı birlikte değerlendirebilen bir yardımcı araç olarak konumlanıyor. Buna karşın Türkiye’de bugüne kadar “yapay zeka hukuk asistanı” olarak sunulan çözümlerin büyük bölümü temel seviyede kaldı.

Apilex’in yaklaşımı ise bu noktada ayrışıyor. Ürün geliştirme sürecinde avukatlar ve mühendislerin birlikte çalışması, sistemin doğrudan hukuk pratiğinin ihtiyaçlarından beslenmesini sağlıyor. Genel amaçlı bir yapay zeka modeli üzerine inşa edilmek yerine, Avrupa’daki Legal Tech altyapılarıyla uyumlu çalışabilecek şekilde kurgulanmış bir mimari tercih ediliyor.

Bu hikaye yalnızca tek bir girişimin başarısını anlatmıyor. Aynı zamanda Türkiye’nin Legal Tech pazarına hangi seviyeden dahil olmaya başladığını, hangi sorunları aşması gerektiğini ve küresel rekabette nerede konumlanabileceğini gösteren güncel bir örnek sunuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir